The Last of Us Part II’nin Hikayesine Dair

Picture

​PlayStation markasının en önemli oyunlarından biri olan The Last of Us’ın devam oyunu geçtiğimiz haftalarda yayınlandı. Sosyal medyada da oldukça büyük tartışmalara yol açtı. Oyun hakkında yapılan homofobik yorumları geçersek, çoğu oyuncu hikâyenin kendisini ve işlenişini eleştirdi. Oyun hakkında o kadar çok video izleyip yazı okudum ki artık kendi yazımı yazmam gerekiyordu. Çünkü hala hikâyenin kendisine değil, hikâyenin işlenişine kızıyor oyuncular. Şimdiden uyarayım bol bol spoiler olacak, yazının büyük bir kısmı “bence” dilinde olsa da yer yer bunu da böyle yapmazsın Neil Druckmann temalı olacak.

Her şeyden önce oyunun ismi ile başlayalım. Bu oyunun ismi The Last of Us Part II, yani bölüm 2, ikinci bölümü anlatıyorum demek istiyor. Mesela oyunun ismi “The Last of Us: Bir de Bu Açıdan Bakın” değil. Oyunun adı bize şunu demek istiyor, anlattığım hikâyenin ikinci bölümünü anlatacağım. Asıl olay elbette burada hikâyenin devamını anlatması değil; bize ikinci oyunda, ilk oyunda yaşadığınız tecrübenin benzerini yaşatacağım demesi. Şimdi burada hemen ilk oyunun başarılı yanlarını yazarak ikinci oyuna da bir geçiş yapayım.

Picture

İlk oyunun en büyük başarısı şahsım adına atmosferi. Her ne kadar klişe bir hikâyeden ileri gidemese de atmosferi ve karakterlerle kurdurduğu bağ sayesinde oyunun kötü yanlarını unutturan ve o klişe senaryoda bile sizi sıkmayan bir oyun haline gelmesi bu oyunun başarısı. İlk oyunun beklenmedik tek tarafı, başındaki ölüm sahnesi. Bağ kurduğumuz karakter de elbette Joel. Dediğim gibi oyunun en büyük başarısı karakterle bağ kurabilmek, yani Joel bir karar aldığında bu kararı sen almışsın gibi hissettirebilmek. Oyunun sonunda alınan karar mesela, oldukça bencil bir karar ama oyun sana bu kararı sanki kendin alıyormuşsun gibi hissettirebiliyor. Yani kısacası ilk oyun karakterlere odaklanan bir yolculuk hikayesi. İlk oyundan karakterlerin kalitesini çıkartınca geriye klişe bir senaryo kalıyor.

Şimdi ikinci oyuna geçelim. Söyleyeceğimi baştan söyleyeyim sonra açıklayayım. İlk oyun, karakterlere odaklanan bir yolculuk hikayesiyken ikinci oyun hikâyeye odaklanan bir intikam ve yolculuk hikayesi. E şimdi bize ilk oyunda bunun karakterlere odaklanan bir oyun olduğunu söyledin, çünkü onu çıkarınca gerisi boş kalıyor. Haliyle de ikinci oyundan bunu bekliyoruz, karakterlere odaklanan bir oyun. Ama sen ikinci oyunun ortasında diyorsun ki bu hikâyeye odaklanan bir oyun. E ama bu tamam mı yani şimdi? Hayır, ikinci oyunun başında bize bunun hikâyeye odaklanan bir oyun olduğunu göstersen bir anda tüm beklentilerimi silip senin verdiğin malzemeye bakacağım. Ama hayır, oyunun ortasına kadar bana karakterlere odaklanan bir oyun oynatıyorsun. Neden böyle diyorum çünkü daha oyunun başında Joel’u öldürüyorsun. Yani kanserden falan da değil, adamın kafasına golf sopasıyla vura vura öldürüyorlar. Üzülüyorsun, ağlıyorsun ama diyorsun ki “ben bunun intikamını alacağım, bu iş burada bitmez”. Neden diyorsun bunu peki? Çünkü ilk oyunda Joel ile bağ kurmamı sağlıyorsun. Sinirimi toparlayıp baştan başlıyorum şimdi.

Picture

Beklentilerimiz belli, karaktere odaklanan bir oyun. Öyle de başlıyor. Yine ilk oyundaki gibi cesur bir karar ve bence yerinde. Gerçekten ne kadar üzülsem de taktir ettim. Ellie ile başlıyorsun yolculuğa, ama Ellie’nin yolculuğunun sonlarına doğru intikam hikayesinden gençlik dizisine dönüyor oyun. Senin baban gibi gördüğün adamın kafasını patlattılar, aşkı biraz bıraksan mı? Tamam sen böyle birisin bırakmıyorsun diyelim. E o zaman sonra niye en kritik anda arkadaşını, Tommy’i ve sevgilini satıyorsun. Tamam diyelim ki böyle birisin, gözün döndü. E o zaman niye oyunun sonunda intikamına devam etmiyorsun da çiftlik alıyorsun. Hayır bir de nereden buldunuz o çiftliği? Tamam diyelim ki bunaldın ve uzaklaştın her şeyden çünkü öyle birisin. E o zaman nenden tüm düzenini bozup tekrar anlamsız bir intikam hikayesine başlıyorsun? Tamam kabul ettim böyle birisin intikam almayı unutamadın, e o zaman neden Abby’i öldürebileceğin yerde öldürmüyorsun? Bu kadar fazla karar ve duygu değişikliği neden? Üstelik daha 2 yıl önce Joel’a sırf kararlı biri olduğunu göstermek için adama bağırıp çağırmıştın. Kendinin de kararlı biri olduğunu “keşke ölmeme izin verseydin hayatımın bir anlamı olurdu” cümlesiyle ifade etmiştin.

​Bir de Abby tarafını konuşmak lazım çünkü bence asıl fiyasko orada. Karakterlere odaklanan bir ilk oyun yapıyorsun, ikinci oyunu da o şekilde başlatıyorsun ve ortasında diyorsun ki “Hayır bu hikâyeye odaklanan bir oyun.”. E ama karar ver. Ben ne hissedeceğimi bileyim. Abby tarafında da Joel’u öldürmesi için kendince geçerli bir sebebi var. E ama sen ona odaklanmıyorsun ki aşk üçgeninde kalmış bambaşka bir karakterin psikolojisinin bozuluşunu anlatıyorsun bana. Ya baban ölmüştü senin hani bencil birisi yüzünden, hatırlasana. Ayrıca bu tarikat üyesi iki kardeş nereden çıktı. Rüyanda gördüğün gibi niye yanlarına gidiyorsun. Edebiyattaki Aşıklar’dan mısın sen? Rüyanda gördüğün insanı arayışa çıkıyorsun. Hadi onu da geçtim, bir adamın kafasını patlatacak sinirde birisin, hatta hamile birini öldürmekle ilgili sorunun yok çünkü çok sinirlisin. Ama daha 3 gün önce tanıştığın çocuğun sözünü mü dinliyorsun? Ayrıca Abby bir kızın önünde adamın birinin kafasını golf sopasıyla patlatıp kızı öldürürsek adamdan farkımız kalmaz diyen de bir kör cahil. Adamın kafasını patlatmış ve diyor ki “Adamdan farkımız kalmaz kızı öldürürsek.” senin adamdan zaten farkın yok ki. Ayrıca diyelim ki Abby’nin tek amacı Joel’u öldürmek. Yanındakilerin Joel’u asıl sevememe sebebi ise Ellie’yi kurtarıp insanların hayatını hiçe sayması. Tamam Abby, Joel’u öldürdü ve gözü döndü. Ama bir kişi de çıkıp demiyor ki “Ya biz şu kızı yanımızda götürelim, sonuçta bu kız hastalığa karşı bağışıklık kazanmış, belki bir doktor buluruz da aşı maşı üretirler.”. Ama yok kızı bırakıyorlar ve tek bir açıklama bile yapılmıyor. Ha pardon oyunun ortasında Ellie’nin bulduğu kasette “Artık bağışıklığı olan birini bulmanın anlamı yok, tedaviyi bulacak tek kişi de öldü.” gibi bir cümle kuruluyor. Kardeşim sizin zaten kurtulmak için bir umudunuz yokmuş ki. Siz dümdüz üşeniyormuşsunuz zaten. Yani daha diğer şehirde ne olduğunu bilmiyorsun ama dünyada başka bilim insanı kalmadığını biliyorsun.

Picture

​Sonuç olarak uzun zamandır beklediğim bu oyundan yaklaşık 15 saat kadar keyifle oynadım, bir yerden sonra ise bırakmak istedim. Sadece tamamını oynamış olmak için bu yazıyı yazabilmek için oynadım, belki bir umut bir şekilde düzeltiyorlardır dedim, ama olmadı.

Bu yazı tamamen oyunu neden beğenmediğimle alakalıydı. Yani sadece beğenmediğim kısımlarını yazdım. Hikâyeyi neden beğenmediğimi uzun uzun açıkladım zaten, ancak diğer şeylerden de çok kısa bahsedeyim. Oyunun hikayesini saymazsak gerçekten bir şaheser. Bitti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: