Vast of Night: Düşük Bütçeli Sci-Fi Böyle Olur Şekerlerim

Komplo teorilerini salyalarım akarak okuyan birisi olarak en sevdiğim teorilerden biri de uzaylıların bizi bir şekilde ele geçirmiş olması. Bu teorilerden biri de Anunnakiler. Kelime kökü Sümer dilinde gökten düşen anlamına geliyor. Sümerler, yeryüzünün ve gökyüzünün çocukları olduğunu söylenen Anunnakilere inanıyordu. Akad, Babil ve Asur devletleri de bu inanışı benimsedi.
Anunnaki inancı ise özet olarak şu şekilde: Yukarıdakilerin gezegenlerinde bir problem çıkar ve altına ihtiyaçları vardır. Altın için dünyaya gelirler ve insanları işçi olarak kullanırlar. Klasik bir bilim-kurgu arka plan hikayesi bulunuyor anlayacağınız. Ama dikkat çekmek istediğim yer burası değil. Birçok insan Anunnakiler’in insan emeğini kullanarak çok miktarda altın çıkardığına inanıyor- bu Güney Afrika’daki eski madencilik tünellerinin keşfinin yanı sıra Sümerlere ait kalıntılar ve bağlantılardan kaynaklanıyor. Anunnakiler para, finans ve borç kavramlarını insan toplumlarına tanıttığı da söyleniyor.
Hatta hala Anunnaki tanrılarının dünya çapında politik, kurumsal ve finansal güçlerden insanlığı manipüle etmeye devam ettiğine inanılıyor. Bu varlıkların sadece insanları sömürmekle kalmayıp kolektif korkuyu beslediğini; ana akım medya ile korku ve kaygıyı tetikledikleri iddia ediliyor. Yani toplu bir hipnotik durum.

Evet, yeterince asosyal ve 3 gündür duş almıyormuş gibi gözüktüysem şimdi filme geçiyorum. Yemin ederim ki her şeyi birbirine bağlayacağım. Zaten filmi izlediyseniz yukarıda bahsettiklerim anlam kazanmıştır.
Andrew Patterson’ın ilk filmi olan The Vast of Night, 2019 Slamdance Film Festivali’nde Best Narrative Feature Audience ödülünü kazandı ve Mayıs 2020’de de Amerika Birleşik Devletleri’nde vizyona girdi. Aldığı ödül sebebiyle de yönetmenin gelecekte ne işler yapacağı oldukça merak ediliyor. Bence asıl merak edilmesi gereken; yönetmenin yaptığı reklamlardan kazandığı 700.000 dolarla, 3-4 haftada çekilmiş bir film nasıl bu kadar iyi olabildiği? Yabancı kaynaklarda filmden “a low-budget, high-concept sci-fi trip” olarak bahsediliyor zaten. 

Bu kısımdan sonra film ile ilgili spoiler bulunuyor.

Film bir buçuk saatlik bir podcast gibi, tamamen anlatı odaklı. 1950’lerde New Mexico’da geçen film, gelecekteki bir evin salonundaki televizyonda başlıyor. Bir nevi film içinde Paradox Theather’dan (Twilight Zone gibi düşünebiliriz bunu) bir bölüm izliyoruz. Santral çalışanı Fay ve radyocu Everett frekanslarına karışan garip bir sesi fark ediyor ve böylece hikâye başlıyor.
Filmde beni en çok etkileyen şey ise, bir karakter yıllar önce olmuş bir olayı anlatırken ekranın yavaş yavaş kararması ve yönetmenin sizi sahneyi kendinizin resmetmesine izin vermesi oldu. Filmin bazı çekimleri uzaktan kumandalı arabaya GoPro bağlanarak yapılmış. Bütçenin düşüklüğünü göz önüne alırsak buna şaşırmamalıyız. Bazı sahnelerde ise “artık lütfen cut girsin” dediğim bile oldu, bu kadar uzun süre nasıl oyunculuk yapabiliyorlar aklım almıyor.
Sonunda filmin iddiası ise en başta bahsettiğim toplu hipnotik durum. Uzaylıların yıllardır burada olduğunu, devletin bunu bildiğini ve bir nevi beynimizi yıkadıkları iddia ediliyor. Bu beyin yıkama iması da aklıma direkt Anunnaki teorisini getirdi. Merak edip araştırmak isteyenler için de teorinin kaynağından bahsetmek istedim. Ayrıca kesin bir sonla bitmiyor film. Bu böyledir şu şöyledir demiyor, biraz topu size atıyor.
Filmin sonuna kadar hiç özel efekt görmüyoruz. En sonda ise çok tatlı tasarlanmış bir uzay gemisi gözüküyor. Dümdüz daire koymamışlar, ince ince tasarlamışlar.
Birçok kişinin bu filmi yavaş ve sıkıcı bulacağından eminim. Vast of Night, genişletilmiş bir Twilight Zone ya da X-Files bölümü gibi hissettiriyor. Bilim-kurgu filmi yapmak inanılmaz bütçelere ve özel efektlere sahip olmaya gerek olmadığını anladım Vast of Night ile. Yönetmenin ve senaristlerin yaratıcılığını küçük bir bütçeye sığdırmalarını ise alkışlıyorum.

Son olarak, son zamanlarda sürekli çıkan uzaylı haberleri bizi alıştırmak için mi? Çin ve Amerika’nın tekrar girdiği bu uzay yarışının sonunda acaba dünya dışı varlıklara temasa mı geçeceğiz? Yoksa Pentagon’un yaptığı gibi “Bu arada 2017’de tanımlanamayan bir cisimle karşılaşmıştık, buyurun bu da videosu” gibi bir anda önümüze uzaylıları mı koyacaklar? Hepsi ve daha fazlası podcastius’ta. Gerçek hikayeler, gerçek olaylar.
Bu soruların cevaplarını bence birkaç yıla öğreneceğiz. Bir sonraki yazımda ise Çin ve Amerika’nın girdiği bu uzay yarışından bahsedebilirim. Önerilere de açığım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: